Bir maçtan fazlasını kaybettik

Dünya Kupası’na 24 yıl aradan sonra katılmanın heyecanı, umutları ve kurulan hayalleri ne yazık ki iki maçta tükendi. Gol atamadık, puan alamadık ve turnuvadan büyük bir hayal kırıklığıyla ayrıldık.

Avustralya karşısında Metcalfe’nin attığı golün neredeyse aynısını, bu kez maçın henüz ikinci dakikasında Paraguaylı Galarza attı. Üstelik gol, üç savunmacımızın arasından geldi. Bu görüntü, turnuva boyunca yaşadığımız savunma zaaflarının da özeti gibiydi.

Paraguay 45+3’te 10 kişi kaldı. Oyunun bazı bölümlerinde sakatlıklar nedeniyle sahada 9 kişiyle mücadele etmek zorunda kaldıkları anlar bile yaşandı. Buna rağmen uzatmalar dahil 107 dakika boyunca gol bulamadık. İşte asıl sorgulanması gereken nokta da bu.

Paraguay’ın oyun planı belliydi. Temaslı oynayan, mücadeleden kaçmayan ve savunma disiplinine sadık kalan bir ekipti. Erken golü bulduktan sonra 4-4-2 düzeniyle topun arkasına geçtiler, alanları kapattılar ve geçiş hücumlarını kolladılar. Kırmızı karttan sonra ise adeta kalelerinin önüne duvar ördüler. Oyunu soğuttular, tempoyu düşürdüler ve istedikleri senaryoyu sahaya yansıttılar.

Ancak asıl sorun, bizim buna hiçbir karşılık veremememizdi. Rakibin planı değişmediği halde biz de planımızı değiştiremedik. Aynı şeyleri tekrar ederek farklı sonuç bekledik. Futbolun en temel gerçeği ise bunun mümkün olmadığını gösteriyor.

Montella’nın 4-6-0 anlayışındaki ısrarının da sorgulanması gerekiyor. Her maçın farklı bir hikâyesi vardır ve her rakibe aynı reçete uygulanmaz. Paraguay’ın kalabalık savunma yapacağı bilindiği halde, ilk maçta rakip stoperler arasında kaybolan Kerem ile yine aynı bölgede başlamak bunun en somut örneklerinden biriydi.

Turnuvaya büyük beklentilerle geldik. Ancak sahadaki fiziksel ve mental tablo, bu seviyeye hazır olmadığımızı gösterdi. Özellikle temaslı oyunda kırılgan kaldık. TFF’nin sağladığı tüm imkânlara ve desteğe rağmen ortaya çıkan bu başarısızlığın en büyük sorumluluğu teknik direktör Montella’ya ait.

Bu turnuva bize acı bir gerçeği gösterdi: Dünya Kupası’na katılmak başka, Dünya Kupası’na hazır olmak başka şeydir.